Teknoloji nereye gidiyor?

Teknoloji nereye gidiyor?

Teknoloji hayatımıza girdiğinden beri hayatımız çok kolaylaştı, artık daha az düşünüyor, daha çok iş yapıyoruz.

En basit örnekle; cep telefonlarının hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldiği şu zamanda, kaçımız eşimizin, annemizin, en samimi arkadaşımızın yada en sık görüştüğümüz kişilerin telefonunu ezbere biliyor?

Telefon numarası ezberlemenin de ne önemi var ki diye bilirsiniz.

Tüm canlıların ortak özelliğinden biridir; “Kullanılmayan organ küçülür ya da körelir”. İşte bu bağlamda beynimizi daha az kullanıyor yada daha az zorluyoruz.

Telefon rehberi basit bir örnekti sadece; hatırlatma notları, hayatımızı kolaylaştıran yazılımlar, aradığımız tüm bilgiye bir tıkla ulaşabildiğimiz internet teknolojisi, arama motorları vs. vs.

Bunlar mükemmel şeyler tabiki. Peki beynimiz köreliyor madem bu saydıklarımızı kim yaptı? Tabiki biz yaptık ama bu bir paradoks değil. Şu an biz yapıyoruz, biz geliştiriyoruz, ya daha sonra?

İşte sonrası ürküten senaryo. Başlıktaki sorunun cevabı : “Yapay Zeka”.

Nedir bu Yapay Zeka? Neden korkmalıyız yada korkmalı mıyız? Ne kadar ileri gidebilir?

Yapay zeka adından da anlaşılacağı gibi kendi kendini geliştirebilen, mantık kurabilen, problem çözebilen bir yapı, tıpkı bizim gibi. Tabi korkmalı mıyız sorusunun cevabı da burada; evet korkmalıyız; çünkü bu yorulmayacak, hastalanmayacak, ölmeyecek ve asla durmayacak.

İnsanlar için kendini geliştirmenin sonu hayatının sonuyla son bulur ancak bu yapının sonu yok.

Elinize bir akıllı telefon alıp 50 yıl öncesine gidebilseniz, muhtemelen size soracakları ilk şey, “bu uzaydan mı geldi” olurdu. İnsanoğlunun son 50 yılda katettiği mesafeyi insan oğlu bile tahayyül (tahmin) edemezken bu yapının 50 yılda neler yapabileceğini siz tahmin edebilir misiniz?

Fişi çekeriz biter!

Biz insanoğlu ve diğer hayvanlar bilgiyi organik olarak kafalarımızın içinde tutuyoruz. Bu kimilerine göre doğal olarak gelişti kimilerine göre de ilahi bir güç tarafından oldu.

Biz artık bilgiyi elektronik ortamlara atabileceğimizi ve bu bilgiyi bu ortamda işleyip geliştirmeyi ve tüm dünyayla aynı anda paylaşabilmeyi öğrendik. İşte bu bizi bugünki konumumuza getirdi ve artık yapay bir zeka yapabilecek teknolojiye kavuştuk.

Peki yapay zeka bu bilgiyi başka bir ortamda tutabilmeyi başarır ve bunu bizden gizlerse!
Ütopik gelebilir ama; mesela bilgiyi havaya, suya, ışık yada bugün tahmin bile edemeyeceğimiz bir forma dönüştürebilirse yada Cem Yılmaz’ın dediği gibi “tahtaya!”
Artık fişi çekmenin bir anlamı kalmıyor. Evet yine korkmalıyız.

Bilmeden kendimize bir rakip yaratıyor olabiliriz. İnsanoğlu çok güçlü ve doğa kendini yenileyecektir, sanırım bunu yaparken de yine insan oğlunun gücünü kullanacak.

Teknoloji kendini geliştirmeye başladı artık biz sadece son teknoloji koltuklarımızda oturup  olanı biteni izleyeceğiz, tıpkı annemizin telefon numarasını değil ezberlemek rehberi bile tıklamadan sadece “Siri annemi ara”  diyerek. Artık beynimizi ve vücudumuzu daha az kullanacağız, ama yarattığımız zeka bunu yapmayacak çünkü o sürekli kendini geliştirecek ve asla yorulmayacak.

Can sıkıcı bu yazıdan sonra üç film tavsiyesinde de bulunayım, cila niyetine. Belki izlemişsinizdir ama tekrar izlenecek kadar güzel filmler.

Konuyla ilgili film önerilerinizi yorumlar kısmında paylaşa bilirsiniz.

Sevgiyle kalın.

 

Tavsiye Filmler :

2014 yapımı Johnny Depp başrolde Transcendence ( Deney üstü / Evrim )

2004 yapımı Will Smith başrolde I’m Robot ( Ben Robot )

2001 yapımı Jude Law ve Haley Joel Osment başrolde A.I. Artificial Intelligence ( Yapay Zeka )

   

Yorumlar

Yorumlar

ibrahim Ardıç

1980 yılında Türkiye'de doğdu. Şimdilik İngiltere'de yaşıyor. Evli ve bir erkek çocuk babası. İktisat Fakültesi mezunu. Bilgi Teknolojileri Uzmanı. Girişimci, Yazar, Çizer ve Araştırır. Marka yaratma, strateji, istatistik ve iş yönetimi alanlarında uzman. Facebook, Twitter gibi sosyal ağlarda bulunmuyor. Gerek duymuyor!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir